Bale Tarihi

Bale Tarihi

Bale sözcüğü, İtalyanca dans etmek anlamına gelen “ballare”den türetilmiştir. Teknik olarak bale, “koreografik olarak düzenlenmiş danslar bileşkesi” şeklinde tanımlanabilir. Akademik dans tekniklerinin değişik sanatsal unsurlarla (müzik, dekor, giysi) birleştirilerek stilize gösterilerin yaratılmasıdır bale. Bale dramatik (öyküsel) ya da salt estetik olabilir.

Klasik balenin doğum yeri, Rönesans İtalya’sının soylu salonlarıdır. Şölen düzenleyen soylular, yemek öncesi ve sonrası eğlenceler sırasında, genellikle mitologyadan alınan konuların canlandırıldığı dramatik dans gösterileri düzenlerlerdi. Görkemli çevre düzeni ve albenili kostümlerle gerçekleştirilen Renaissance saray baleleri, güncel anlamıyla klasik balenin temelini atmıştır.

17. yüzyılın ortalarında Fransa tahtına geçen 14. Louis, Kraliyet Dans Akademisi’ni kurarak “komedi-bale” ve “opera-bale” gösterilerinin sahnelenmesine ön ayak oldu. Teknik bağlamda hızla ilerleyen bale, 18. yüzyılda Jean-Georges Noverre’in koreografik çalışmaları ile doruk noktasına çıktı. Saray giysileri bir kenara itildi, konuya uyan kostümler tercih edildi; saray salonlarından uzaklaşıldı, genel seyirciye açık sahneler oluşturuldu. Balenin yaygınlaşması ile birlikte, ünlü kadın ve erkek dansçılar filizlenmeye başladı. Bunların başında Marie Camargo ve Marie Salle, ayrıca Gaetan ve Auuguste Vestris sayılabilir.

19. yüzyıl, romantik balenin tüm Avrupa ve Çarlık Rusyası’nda yaygınlaştığı dönemdir. Bu dönemde yetişen Auguste Bournonville, Jules Perrot ve Marius Petipa gibi koreograflar, Fanny Elssler ve Marie Taglioni gibi “prima ballerina”lar baleye geniş bir izleyici kitlesi kazandırdılar. Aynı yüzyılın ortalarında sahnelenen Tchaikovsky baleleri, bu estetik sanatın popülerliğini sonsuza dek perçinledi.

20.yüzyılın başları balede yeni bir soluğa tanık oldu: Sergei Diaghilev’in Avrupa’da kurduğu Rus Balesi Topluluğu, klasik balenin alışılmış adım, hareket, dekor ve kostüm kalıplarının dışına çıkarak, mimsel yanı ağır basan, Rönesans gösterilerini andıracak boyutta renkli ve görkemli baleler sunmaya başladı. Çağdaş balenin temelini atan bu oluşum, Mikhail Fokine, Vaslav Nijinsky, Leonid Massine ve Georges Balanchine gibi dev sanatçıların gün ışığına çıkmasına neden oldu.

İtalya ,Fransa, Danimarka, Rusya ve İngiltere’de kök salan ve gelişen klasik bale, günümüzde Bolşoy, Kirov, Metropolitan, Londra Kraliyet , La Scala di Milano toplulukları ve Margot Fonteyn, Rudolf Nureyev, Mikhail Baryshnikov, Ninette de Valois , Anton Dolin gibi sanatçılarla ölümsüzleşmiştir. Yine de bu noktada, klasik balenin günümüzde iki “antitez”i olduğunu belirtmek gerek: Çağdaş bale ve modern dans. Diaghilev’in attığı tohumlarla yeşeren çağdaş bale, Georges Balanchine’in neoklasik ve Maurice Béjart’ın dans tiyatrosu yapımlarından ilk kez ses bulmuştur. Isadora Ducan’ın önerdiği modern dans yöntem ve tekniği, 20.yüzyılın ilk çeyreğinde Martha Graham ve Merce Cunningham tarafından (laboratuar çalışmaları sonucu) geliştirilerek akademik bir düzleme oturtulmuştur.

Balenin Türkiye’de(devlet bağlamında) kurumlaşması 20.yüzyılın ortalarına denk düşer.

1936 yılında kurulan Ankara Devlet Konservatuarı’nın baleyi de içermesi öngörüldüyse de bu olgu (türlü nedenler yüzünden) 1950’ye değin gerçekleşmedi. Ninette de Valois , Joy Newton ve Audrey Knight’ın girişimleriyle 1948 yılının Ocak ayında İstanbul’da Yeşilköy Bale Okulu adı altında kurulan eğitsel klasik bale birimi, 1950 yılında Ankara’ya taşınarak Devlet Konservatuarı’na katıldı. Bu bölümü 1956, 1957, 1958 yılında başarıyla bitiren bir avuç dansçı, Devlet Tiyatrosu Bale Bölümü’nün nüvesini oluşturdu. Ardından Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin Devlet Opera ve Baleleri kurumlaştı.

JAK DELEON

200 BALE VE DANS